Kartal Bebek Kimdir? Neden Twitter’da Gündem Oldu

Kartal Bebek Sosyal Medya Kmpanyası


Almanya’da tedavi gördüğü hastanede kalp nakli bekleyen 10 aylık Kartal Bebek için sosyal medyada destek çığ gibi büyüyor.

Kartal Bebek’in annesi Ahu Kahraman Yıldırım, Sabah Pazar’a verdiği röportajda yaşadıklarını anlattı. Röportajın hemen peşinden Kartal Bebek için Türkiye seferber oldu.

Kartal Bebek Sosyal Medya Kmpanyası

Kartal Bebek Sosyal Medya Kmpanyası

Binlerce kişi Kartal Bebek’e ihtiyaç duyulan kalbin bulunması ve operasyon giderleri için sosyal medya hesaplarında #kartalbebekicinelele #canimacankat hastagh’li paylaşımlar yapmaya başladı. Ünlülerin de destek olduğu kampanya, günlerdir Almanya’da bir sağlık kurumu odasında mücadele veren Kartal Bebek’in annesi Ahu Kahraman Yıldırım için umut oldu.

Kartal Bebek

Kartal Bebek


Ahu Kahraman Yıldırım, erkek çocuğu Yılmaz Kartal’la yaşadıklarını Pazar Sabah’a şöyle anlatmıştı:

Hani geceleri karabasan görürsünüz. Sözgelimi hanenize hırsız girer, var gücünüzle “Hırsız vaaaar” diye bağırmak istersiniz, kimse sizi duymaz, sesiniz bir türlü çıkmaz… Aynen böyle hissediyorum. Sanki beni kimse duymuyor, görmüyor. Boğuluyorum, battıkça batıyorum. Biri elimden tutup yukarıya çeksin diye bekliyorum.

Kartal’ın 18 günlükten itibaren soluk alıp verişinde bir farklık olduğunu, zorlandığını fark ettim. O süreçte bizi takip eden çocuk doktorumuza videolarını yolladım fakat o daimi “Bir şey yok, korkma” diye konuştu. Herkes benim bebeği kaybetme korkumdan paranoyaklık yaptığımı düşünüyordu. Fakat anne yüreği; ben biliyordum kötü giden bir şeyler vardı.

Başka bir çocuk doktorunun kapısını çaldım, Dr. Tamer Ünver’in kapısından girer girmez kalbini dinledi ve bizi acile gönderdi… Acilde hemen müdahale edip yoğun bakıma aldılar Kartal’ı. Kalp adaleleri çalışmıyormuş…

Miyokardite bağlı dilate kardiyomiyopati tanısı kondu. Başka bir deyişle kalbi mikrop kapmış. Daha o mikrop nereden geldi, bulunamadı. Doğuma bir hafta kala geçirdiğim gripten de etkilendi veyahut haneye gelip giden konuklardan kaptı. Bazen vücudumuza giren mikroplar bizi nezle yaparmış. Bazen de bağışıklığı çok düşük insanlarda gidip kalp adalenine yapışır, onu yok edermiş. Bir takım çocuk ve insanlar ilaçlarla toparlarmış. Bazısı toparlayamaz kalp nakline kadar gidermiş vaziyet.

Erkek çocuğumuz bir buçuk aylık olduğunda hastaneden çıkabildik. Rehabilitasyonu hanede devam edecekti. Ağlaması yasak, gaz sancısı çekmesi yasak, hastalanması yasak… Başka bir deyişle karantinada yaşayacaktık. En çok da bu bölümü zordu.

Evde altı yaşında, okula giden kızım vardı. Aradaki balansı kurmak çok zordu. “Öpme kardeşini, elleme kardeşini, odasına maskesiz girme, önlük tak Lal” derken kızımız oldukça yıprandı. Sandı ki bebeği ondan daha çok seviyoruz ve odada gizliyoruz.

Yılmaz Kartal ilaç rehabilitasyonu görüyordu. Aslında oldukça düzelmeye de başlamıştı. Ancak diş çıkarma dönemi bizi oldukça zorladı. Ateş ve ağlama kalbini çok yordu. Akciğer tansiyonu çıktı. Çok hızlı kötülemeye başladı. Doktorumuz bize Almanya’da şu anda bulunduğumuz hastaneden değişik operasyonlar tecrübe ettiğini, parasal olarak olanağımız varsa götürmemiz gerektiğini söyledi.

Kartal’ın bir yaşına kadar kalp nakli olması gerek. Biz de üstümüze kayıtlı ne var ne yoksa sattık. Yollara düştük. Yoğun bakım hemşiresi ile geldik Almanya’ya, üç haftadır buradayız. Ama anladık ki; burada yapılabilecek hiçbir yan tedavi veya operasyon bize uygun değil.

Türkiye’de bebekler için kalp nakli yapan yer araştırırken sıra bekleyen çocukların bağışçı bulunamadığı için teker teker ölüm haberleri geliyordu. Zati Kartal’da tekrar uçağa binip geri dönecek kadar iyi değildi. Zorunlu olarak burada tedaviye devam etmek zorunda kaldık. Hane tuttuk. Bu haftada testlerimiz bitirdi. Nakil olması için uygun bir aday olarak görüldü. Bu hafta istedikleri parayı yatırabilirsek nakil sırasına alacaklarını söylediler.

Buraya gelmeden kendi üstümüze olan malları satılığa çıkarmıştık. İlk iki hafta için 10 bin euro ödedik. Türkiye’ye dönecektik. Ancak dediğim gibi Kartal kötüleyince bize kıyamadılar burada nakil için kalmasına müsaade ettiler.

Ama şu anda Almanya’da kalp nakli sırasına girmesi için bizim en kısa müddette başlangıçta 500 bin euro kapora bulmamız gerekiyor. Parayı bulunca nakil sırasına alacaklar. Ama toplamda 1.099.000 gibi bir meblağı gözden çıkarmak gerekiyor. Tabii ki bu kadar paramız yok. Eşim haftaya valilikten bir onay yazısı aldı. Parayı hemen toplamamız gerekiyor ki erkek çocuğum nakil sırasına girebilsin…

Günde 18 saat, tek başıma bakıyorum Kartal’a… En çok yabancı dilim olmadığı için zorlandım. Şimdi Almanca dersi alıyorum. Ben dahi bazen kendime şaşırıyorum; nasıl bu kadar kuvvetli olabildim diye. Ayrı olarak yalnızca beni Instagram’dan takip edip, hastanede beni bulanlar var. Onlardan biri Cansu, bebek bakımında bana çok yardım ediyor. Öznur da diğer bir takipçim ve o da biz hane bulana kadar eşimi hanelerinde konuk etti. Bana iftar için her gün sıcak yemek taşıdılar. Allah hepsinden razı olsun.

Kartal çok mutlu bir bebek. Onca kabloya, günde 20 ilaç içmesine karşın gözlerinin içi hep gülüyor. Ben de erkek çocuğumun her içtiği ilaç için ayrı beste yapıyorum.

Tüm hayallerim, tüm hırslarım işimle alakalıydı. Fakat sıhhat en ehemmiyetlisiymiş…. Ne kadar boş hayallerim, dertlerim varmış. Şimdi en büyük hayalim güneşli bir pazar sabahı eşimle çocuklarımızı gıdıklayarak uyandırmak, beraber mutlu bir güne başlamak.

Kartal Bebek

Kartal Bebek

Yakarıyorum bol bol. En büyük terapim o. Namaz kılmasını bilmezdim, onu da öğrendim.

Biz bir saat içinde Almanya’ya yerleşmeye karar verdik. Bu savaşa burada başladık, başımıza bunların gelme ihtimali varsa savaşa burada devam edeceğiz sanırım. Ruhum hazır aslında ama biraz şaşkınım.

Sağlıklı bir çocuğunuz var, kardeş yapmak istiyorsunuz. Bir bebek daha dünyaya getiriyorsunuz. Onu yaşatmak için hayatınızı değiştiriyorsunuz. Yıllardır çalışıp kazandığınız her şeyi arkanızda bırakıp gidiyorsunuz. Evlat için gözünüz hiçbir şeyi görmüyor. “O iyileşsin de çalışıp baştan yaparız” diyoruz hep.

Ben başıma bu olay gelmeden önce önümden geçen sinekten nem kapardım. Çok ayrıntıcı her şeyi kafama takan biriydim. Herkesin yardımına koşmaya çalışırdım. Başımıza böyle bir olay gelince hiç olmayacak insanlardan akılalmaz destek ve yardım gördüm, bir o kadar da destek vermesini beklediklerim ayrıldı. Herkes acıyla yüzleşemiyor.

Anneler çocukları uyumuyor, yemiyor, çok hareketli diye dertleniyor. Ben bir buçuk aydır uyumuyorum. Hastanede yaşıyor, oranın tuvaletinde, o da sadece haftada bir defa yıkanabiliyorum. Yeniden de her sabah güne makyajımı yapıp, güzel giyinerek başlıyorum. Erkek çocuğumun bana ihtiyacı var. Eşim karşısında güçlü, bakımlı, kendini bırakmayan bir kadın gördükçe daha dik duruyor.

Bir yanıt yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>